Elt-World English Language Teaching Marmara GraduatesElt-World English Language Teaching Marmara Graduates - Doç. Dr. İbrahim Özdemir, Milliyet gazetesinin asılsız iddialarına cevap verdi.
The BEST
Elt-World English Language Teaching Marmara GraduatesElt-World English Language Teaching Marmara Graduates - Doç. Dr. İbrahim Özdemir, Milliyet gazetesinin asılsız iddialarına cevap verdi.
Doç. Dr. İbrahim Özdemir, Milliyet gazetesinin asılsız iddialarına cevap verdi.
Salı, 11 Temmuz 2006
Haberi Gönderen Arkadaşımıza Teşekkür Ediyoruz...
Doç. Dr. İbrahim Özdemir, Milliyet gazetesinin asılsız iddialarına cevap verdi.
Uluslararası çapta düzenlenen pek çok akademik toplantılarda ilmi tebliğler sunan, pek çok makale ve kitaplara imza atan Doç. Dr. İbrahim Özdemir, 5 Temmuz 2006 tarihli Milliyet Gazetesinin asılsız ve çarpıtma iddialarına hedef oldu. Doç. Özdemir, kendi aleyhinde öne sürülen tüm iddiaları şu basın açıklamasıyla şöyle cevapladı:
Doç. Dr. İbrahim Özdemir, Milliyet gazetesinin asılsız iddialarına cevap verdi.
Uluslararası çapta düzenlenen pek çok akademik toplantılarda ilmi tebliğler sunan, pek çok makale ve kitaplara imza atan Doç. Dr. İbrahim Özdemir, 5 Temmuz 2006 tarihli Milliyet Gazetesinin asılsız ve çarpıtma iddialarına hedef oldu. Doç. Özdemir, kendi aleyhinde öne sürülen tüm iddiaları şu basın açıklamasıyla şöyle cevapladı:
BASIN AÇIKLAMASI
Milliyet Gazetesinin 5 Temmuz 2006 tarihli nüshasında şahsımla ilgili yayınlanan haberi, ben de sabahleyin öğrendim. Haberin başlığı ve içeriğini okuyunca yanlış anlaşılmaları gidermek ve kamuoyunu bilgilendirmek açısından bu açıklamayı yapma gereği duydum.
1. Haberi yazan muhabire de ifade ettiğim ve Internet’teki sitemde de yer aldığı gibi, lisansımı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde(1980-1985) tamamladım. Ancak bununla yetinmeyerek kendimi geliştirmek ve eleştirel bir bakış açısı elde etmek için Yüksek Lisansımı (1989) ve doktoramı (1996) ülkemin en prestijli bilim yuvalarından biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümünde tamamladım. İlahiyat eğitimim beş yılımı alırken, Felsefe eğitimim 11 yılımı aldı. 1992 yılından bu yana Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde çalışıyorum.
Doktora tezim “Çevre Problemlerinin Etik Boyutu” konusunda olup, bu konuda yapılan ilk tezlerden biri sayılmaktadır. İngilizce olarak basılmıştır. Bunun bir sonucu olarak tezimi tamamladığım 1996 yılından bu yana başta dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi olmak üzere çeşitli üniversitelerde ders vermek için davet edildim ve misafir öğretim üyesi olarak çeşitli üniversitelerde bulundum.
Sayın M. Gorbaçov’un davetlisi olarak BM’in himayesinde 21-23 Şubat 2002’de Lyon’da yapılan Globalization and Sustainable Development:Is Ethics the Missing Link?(Kürselleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma: Kayıp Halka Etik mi?)” adlı toplantıya ana konuşmacı olarak katıldım. Sürdürülebilir Çevre ve Kalkınma için “demokrasi ve etiğin” biri birinden ayrılamaz parçalar olduğunu vurguladım.
Ayrıca Güney Afrika, Malezya, Endonezya, Avustralya, İngiltere, Almanya, Fransa ve Fas gibi çeşitli ülkelerde bulundum; bilimsel toplantılara katıldım, ders verdim. Çeşitli konularda yerli ve yabancı birçok kitap ve makalem bulunmaktadır. Bunlara Internet Sitemden ulaşılabilir: http://www.ibrahimozdemir.com/
Yurt dışı tecrübelerim, akademik birikimim, uluslar arası ilişkilerdeki tecrübelerim ve yabancı dil bilgim de dikkate alınarak, MEB Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik tarafından 2547 sayılı YÖK yasasının 38/B maddesine göre Milli Eğim Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdür yardımcısı olarak görevlendirildim. Görevimde gösterdiğim başarı, meslektaşlarımla uyum içinde çalışma, AB Sürecindeki çalışmalardaki özverili katkılarım da dikkate alınarak Kasım 2005’ten bu yana Dış İlişkiler Genel Müdürü olarak görevlendirildim. Bundan da gurur duydum. Ayrıca benim gibi hem üniversitede ders veren, hem de birikimi ile bürokraside hizmet eden tek kişi değilim. Üniversitelerimizin birikimlerini bürokrasiye ve sanayiye yansıtması, ülkemiz ve halkımız açısından olumlu olduğuna inanıyorum.
Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, eğitim-öğretimden ziyade, Bakanlığımızın başta BM, AB, OECD, UNESCO, ve Avrupa Konseyi olmak üzere uluslar arası kuruluşların eğimle ilgili program ve toplantılarında Milli Eğitim Bakanlığını temsil etmektedir. Ayrıca Sayın Bakanımızın yurtdışı gezileri ile yurt dışından gelen misafirleriyle ilgili protokol işlemlerini yerine getirmektedir. 2. Haberin başlığı ile içeriğinin birbirine uymadığı görülmektedir. Haberin başlığı ile “olumsuz” bir mesaj verilmeye çalışıldığı açıktır. “Çocuklarımız ona emanet” başlığı gerçeği yansıtmamaktadır. Benim görevim, yukarıda da açıklandığı gibi, tamamen Dış İlişkilerle ilgilidir. İlk Öğretim ve Orta Öğretimin başka birimlere bağlı olduğunu herkes bilmektedir. Ayrıca ben de bir babayım ve dört çocuğum var. Her baba gibi çocuklarımı 21. yüzyılda ülkemin ve dünyanın onurlu üyeleri olarak yetiştirmeye çalışıyorum. Bilimsel yapım, bilgi ve birikimim ile çocuklarımı ve üniversitedeki öğrencilerimi yetiştirirken “eleştirel düşünen/düşünebilen, kendine güvenen, günü birlik yaşamayan, başı dik, hep ufka bakan, güne ve sınırlara sığmayan, düş ve vizyon sahibi, kendisi gibi düşünmeyeni anlamaya çalışan yeniliklere ve diyaloga açık olma” gibi ilkeleri rehber edindiğimi beni yakından tanıyanlar bilir. Bu nedenle, çocuklarımız bana emanet edilse, yukarıda belirtilen çerçeve yetiştirileceğinde kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bunun en güzel örneği ise her zaman gurur duyduğum çocuklarım ve öğrencilerimdir. Felsefe eğitimi almış birinden aksi de beklenemez. 3. “Küreselleşme, Ahlak ve İslam” adlı kitap, ABD de misafir öğretim üyesi olarak bulunduğum 2001-2002 yılları arasında hazırlandı. 11 Eylül 2001 trajik terör olaylarından sonra ders vermek üzere ABD’ye davet edildim. Dünyaca ünlü bir teolog ve bilim adamı olan Prof. Dr. Ian Markham’la beraber Univesity of Hartford ve Hartford Seminary’de ortak dersler verdik. Daha sonra, tecrübelerimiz ışığında kitabın önsözünde de belirtildiği gibi, genelde Batı’da, özelde ise ABD’de 11 Eylül sonrası yayılmaya başlayan İslam ve Müslümanlar hakkındaki yanlış anlamaları gidermek amacıyla bir kitap hazırlamaya karar verdik. Amacımız kendi alanlarında dünyaca tanınmış bilim adamlarının görüşlerini bir araya getirmekti. Bu çalışmalar yaklaşık 3 yıl sürdü. Bugün \"Islamaphobia\" (İslam Korkusu/Düşmanlığı) olarak ortaya çıkan ve herkesi rahatsız eden durumu, daha o zamandan hissettik ve gördük. Duyarlı bilim adamı olmanın haysiyetiyle bu durumu gidermeye çalıştık. Müslüman bir düşünür olarak Said Nursi’yi tercih etmemizin nedeni ise: İslam’ın etik boyutuna vurgu yapması; dünya barışı için dinler, medeniyetler ve kültürlerarası diyalogu ve tartışmayı öne çıkarmasıydı. Bilindiği gibi, şimdilerde BM, AB, AK ve UNESCO gibi gibi kuruluşlar olmak üzere birçok kurum ve kuruluş “diyalog”a vurgu yapmakta; savaş ve şiddet karşıtı bir tavır almaktadır. Bu temel konuyu vurgulayan yerli ve yabancı 16 bilim adamının görüşleri söz konusu kitapta yer almaktadır. Bunların içinde her dinden ve ülkeden bilim adamları mevcuttur. Benim ayrıca bir makalem kitapta yer almamaktadır. Ayrıca kitap yayınlandığından bu yana ilim dünyasında ilgi ile karşılanmış ve birçok bilimsel değerlendirme yapılmıştır. Kitabın iç kapağında şahsımla ilgili \"Nur cemaatinin önde gelen bir üyesi\" ifadesi kullanılmıştır. Bu tamamen yayınevinin bir notudur. Bunu görür görmez, düzeltmiş, asıl alanımın “çevre felsefesi ve ahlakı” olduğunu, bu nedenle de “Türkiye’de çevre ahlakı konusunda önde gelen bir bilim adamı” notu konulmuştur. Aslında kitabın girişindeki x. sayfada benim gönderdiğim özgün özgeçmişim yer almaktadır ve orada böyle bir ifade yoktur. Tüm bunları ilgili muhabire açıkladım, daha sonra da faksladım. 4. Söz konusu makalem ise, önce bilimsel bir panelde tebliğ olarak sunuldu (2000). Daha sonra ülkemizdeki önde gelen düşünce dergilerinden olan Felsefe Dünyası’nda yayınlandı (Sayı, 34, 2001). Felsefe Dünyası alanında tek olup, yıllardır yayına devem eden hakemli bir dergidir. Makalemde ileri sürdüğüm görüşlerimi bugün de aynen savunuyorum. Ancak gazetenin bazı maksatlı alıntılar yapmasını ve adeta “cımbız” ile bazı cümlelerin öne çıkarılmasını objektif bulmuyorum. Öncelikle makalemin tamamen bilimsel bir yazı olduğu ve öncelikle bilim dünyasına hitap ettiği unutulmamalıdır. Makalenin giriş bölümünde demokrasi kavramının felsefe tarihindeki gelişimi vurgulamış; demokrasinin insanın potansiyelini ve imkânlarını geliştiren ve insanın insanlığını öne çıkaran en iyi rejim olduğu vurgulanmıştır. Yine bu görüşlerim başta Kant, B. J. Bentham, S. Mill ve Russell gibi filozofların görüşleri ışığında temellendirilmiştir. Makalemin asıl önemli kısmı ise Müslüman ülkelerdeki demokrasi sorunlarıyla ilgilidir. Söz konusu ülkelerin demokrasiyi içselleştirmesi için, tepeden inme ve ithal yöntemler yerine, tamamen kendi geleneklerini ve kutsal metinlerini felsefi ve eleştirel olarak yeniden yorumlarıyla yapmaları gerektiği vurgulamıştır. Başta Muhammed İkbal ve F. Rahman olmak üzere çağdaş Müslüman düşünürlerin Şura kavramına getirdikleri yorumlar “demokrasi” bağlamında eleştirel olarak ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Ulaştığım sonuçlar bilimsel olup; bilim adamlarının eleştiri ve katkılarına açıktır. Bununla beraber, bu makalemin söz konusu kitapla hiçi bir ilgisi olmadığını, yazıldığı zaman Irak’ın henüz işgal edilmediğini özellikle hatırlatmak isterim. Bu nedenle Irak’taki rejimden “diktatörlük” olarak bahsedildiği unutulmamalıdır. Makalemde ileri sürüldüğüm gibi, Müslümanlar kendi geleneklerini ve kutsal metinlerini kendileri yorumlayarak demokrasiyi içselleştirebilseydiler, başta Saddam Hüseyin olmak üzere halklarına dayanmayan diktatörleri kendileri değiştirebilseydiler, Irak bugün kan gölüne dönmezdi. Bölgemiz kaosa sürüklenmezdi. Kitabın ve makalenin yazıldığı zaman ve bağlam ile yukarıda sıraladığım hususların görmezden gelinerek; erbabınca bilinen kelime oyunları ile yanlış bir izlenim verilmeye çalışılmasının takdirini bilim dünyasına ve kamuoyuna bırakıyorum. Saygılarımla.
Doç. Dr. İbrahim ÖZDEMİR Millî Eğitim Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü
Yorum
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.