www.elt-world.com
Elt-World English Language Teaching Marmara Graduates  
Anasayfa arrow Daily Phrases
Çarşamba, 20 Ağustos 2008
 
 
Mezunlarımız
2004 Mezunları
Ana Menü
Anasayfa
M.Kemal Atatürk
Marmara Üniversitesi
Haberler
Linkler
Site Yöneticisi
Yöneticinin Mesajı
Arama
ELt2004 Ziyaretçi Defteri
Adam asma oyunu
Elt-Web
Marmara Üniversitesi
AP&IB
Book Reports
Critical Thinking
Grammar
Interdisciplinary
Media Literacy
Mythology
Profes. Resources
Reading
Ziyaretçi Defteri
Küreselleşme ve İngilizce
English in Use
Types of verbs
Simple Present
Present Continuous
Simple Past
Past Continuous
Sİmple Future
Future Perfect
Future Perfect Cont.
Past Perfect
Past Perfect Cont.
Question Tags
Participles
Passive Voice
Flash Cards 1
Flash Cards (Travel)
Phrasal Verbs
Top Adjectives
Top English Nouns
Prepositions
Proverbs/Idioms
Daily Phrases
Daily Phrases
Young learners
Dil Okulları
Dil Okulu Seçimi
İngiltere
Amerika
KAnada-Y.Zelenda
Diğer Kampanyalar
Elt-World
Stories
Cinderella
The Creature
The Secret Garden
Anne of Green Gables
Meb Haber
Elt-World English Language Teaching Marmara Graduates Elt-World English Language Teaching Marmara Graduates - Daily Phrases   
The BEST
Elt-World English Language Teaching Marmara Graduates Elt-World English Language Teaching Marmara Graduates - Daily Phrases

Daily Phrases PDF Yazdır E-posta
Üye Oylaması: / 9
Kötüİyi 
Çarşamba, 10 Mayıs 2006

 Aşağıda çeşitli kaynaklardan alınmış günlük konuşma kalıpları vardır. Her türlü ortamda ihtiyacınız olan kalıplar aşağıda bulabilirsiniz.

ELT-WORLD

On The Telephone

 Hello (Alo)
 Michael residence (Michael'in evi)
 This is John Black. (Ben John Black)
 Mary, may I help you. (Ben Mary, yardımcı olabilir miyim?)
 Mary speaking. (Ben Mary)
 Who do you want to talk to? (Kiminle konuşmak isterdiniz?)
 Who do you want to speak with? (Kiminle konuşmak istiyorsunuz?)
 May I tell her who is calling? (Ona kimin aradığını söyleyebilir miyim?)
 Whom shall I say is calling? (Kim arıyor diyeyim?)
 Let me page her. (Onu çağırayım.)
 Just a second, I have another call. (Bir saniye, hatta başka biri var.)
 Hang on a moment. (Bir saniye bekleyin.)
 Hung on a second. (Bir saniye bekleyin.)
 For whom are you holding? (Kiminle konuşmayı bekliyordunuz?)
 Are you being helped? (Size yardım ediliyor mu?)
 He is not in, would you like to call back? (Şu an burada değil, tekrar aramak ister miydiniz?)
 He isn't available. Can I take a message? (Burada değil. Not alabilir miyim?)
 Could I take a message? (Not alabilir miyim?)
 I really have to go now. (Kapatmam lazım)
 Can I call you back? (Seni daha sonra arayabilir miyim?)
 Can we continue this later? (Konuşmaya daha sonra devam edebilir miyiz?)
 What is the area code for New York? (New York'un bölge kodu nedir?)
 I can't get through this number. (Bu numaraya bağlanamıyorum.)
 This telephone is out of order. (Bu telefon çalışmıyor.)
 There is a probelem with the lines. (Hatlarda bir problem var.)
 The number is busy. (Numara meşgul)
 The number can't be reached at the moment. (Numaraya şu an ulaşılamıyor.)
Money (Para Meseleleri)
 I'd like to apply for a loan. (Kredi için başvurmak istiyorum.)
 I'd like to mortgage my home. (Evimi ipotek ettirmek istiyorum.)
 I'd like a variable interest rate mortgage. (Değişken faiz oranlı ipotek istiyorum.)
 Do you provide balloon loans. (Balon kredileriniz var mı?)
 I'd like to open a savings account. (Tasarruf hesabı açtırmak istiyorum.)
 I'd like close out my savings account. (Tasarruf hesabı kapatmak istiyorum.)
 I'd like to purchase a certificate of deposit. (Yatırım belgesi almak istiyorum.)
 Where is teh automatic teller machine? (Bankamatik nerede?)
 Press your PIN number here. (PIN numaranızı buraya girin.)
 Enter your personal identification number. (Kişisel kimlik numaranızı girin.)
 Tens and twenties please. (Onluk ve yirmilik olsun lütfen.)
 I'd like to cash a check. (Bir çek bozdurmak istiyordum.)
 I'd like to make a deposit. (Mevduat yaptırmak istiyorum.)
 I'd like to transfer money into my savings account. (Tasarruf hesabıma para havale etmek istiyorum.)
 I'd like to make withdrawal. (Para çekmek istiyorum.)
 What is the interest rate? (Faiz oranları nedir?)
 I'd like to buy some foreign currency. (Biraz döviz almak istiyorum.)
 Do you have bank by mail? (Posta yoluyla işlem yapabilir miyim?)
 Can you give me a new banking card? (Bana yeni bir banka kartı verir misiniz?)
 I need some change. (Biraz bozuk paraya ihtiyacım var.)
 I need a roll of quarters. (25 centlik bozuk para istiyorum.)
 You are overdrawn. (Hesabınızdaki miktardan daha fazla para çekmişsiniz.)
health
  (sağlık)

 She looks like a million bucks. (Çok sağlıklı görünüyor.)
 I feel like a million dollars. (Kendimi çok iyi hissediyorum.)
 I'm fresh as daisy. (Kendimi çok zinde hissediyorum.)
 He's healthy as a horse. (Sağlık durumu çok iyi)
 You are fit as a fiddle. (Turp gibisin.)
 She looks tired. (Yorgun gözüyüyor.)
 You look like a hell. (Berbat görünüyorsun.)
 He's a sight. (Pasaklı görünüyor.)
 You look like you've been to hell and back. (Çok paspal görünüyorsun.)
 Are you all right.? (İyi misin?)
 Do you feel all right? (Kendini iyi hissediyor musun?)
 You look flushed. (Heyecanlı görünüyorsun.)
 You look pale. (Solgun görünüyorsun.)
 You are white as a ghost. (Hayalet gibi görünüyorsun.)
 I am allergic to dogs. (Köpeklere alerjim var.)
 I am allergic to polen. (Çiçektozlarına alerjim var.)
 I have hayfever. (Saman nezlem var.)
 My nose is stuffed up. (Burnum tıkalı.)
 I can't breathe. (Nefes alamıyorum.)
 Bless you. (Çok yaşa)
 My eyes are puffy. (Gözlerim şişmiş.)
 I am sick. (Hastayım.)
 I am sick as a dog. (Çok fena hastayım.)
 I feel terrible. (Kendimi çok berbat bir halde hissediyorum.)
 I feel sick to my stomach. (Midem bulanıyor.)
 I feel nauseous. (Midem bulanıyor.)
 I have a headache. (Başım ağrıyor.)
 I have a migraine. (Migrenim var.)
 I am so dizzy. (Başım çok fena dönüyor.)
 I need a nap. (Biraz şekerleme yapmam lazım.)
 My head is pounding. (Başım zonkluyor.)
 Is it caching? (Bulaşıcı mı?)
 Does it hurt when I touch? (Dokunduğumda acıyor mu?)
 Have you had this problem before?
 How long have you had this problem? (Ne zamandır bu şikayetiniz var?)
 I have a pain in my back. (Sırtımda bir ağrı var.)
 My ankle is swollen. (Bileğim şiş.)
 I am bleeding. (Kan kaybediyorum.)
 I feel weak. (Kendimi güçsüz hissediyorum.)
 It hurst after I eat. (Yemekten sonra ağrıyor.)
 I have been throwing up. (Kusuyorum.)
 I lose my dinner. (Kusuyorum.)
 I am really sleepy. (Çok uykusuzum.)

education
 
      (eğitim)

 I have to study. (Ders çalışmam lazım.)
 I have got a midterm tomorrow. (Yarın ara sınavım var.)
 I have got a big test tomorrow. (Yarın büyük bir sınavım var..)
 Could you explain that again? (Bunu tekrar açıklayabilir misiniz?)
 I still don't understand. (Hala anlamıyorum.)
 I don't understand your English. (İngilizce konuşmanızı anlamıyorum.)
 When's the final exam? (Genel sınav ne zaman?)
 When is the midterm? (Ara sınav ne zaman?)
 What will the test cover? (Sınavda neler çıkacak?)
 What's on the test? (Testte neler sorulacak?)
 Can you tell me what grade I'm getting? (Kaç aldığımı söyleyebilir misiniz?)
 What's the grading curve? (Not ortalaması nasıl?)
 Can I talk to you about my grade? (Sizinle notum hakkında konuşabilir miyim?)
 When will we have to turn our homework? (Ödevimizi ne zaman teslim etmemiz gerekiyor?)
 Will there be a quiz? (Yoklama olacak mı?)
 What text are required? (Hangi kitaplar gerekiyor?)
 How can I help my kid with the homework? (Çocuğuma ödevle ilgili nasıl yardımcı olabilirim?)
 She's having a hard time with the homework. (Ödevleri yaparken çok zorlanıyor.)

accommodation
 
  (konaklama)

 I need a room please? (Bir oda rica edecektim?)
 I need a room with a single bed. (Tek yataklı bir oda istiyorum.)
 I need a room with a double bed. (Çift kişilik bir oda istiyorum.)
 Do you have any singles? (Tek kişilik odanız var mı?)
 Do you have any vacancies? (Boş yeriniz var mı?)
 A double, please? (Çift kişilik bir oda lütfen?)
 A room with a bath, please. (Banyolu bir oda lütfen)
 Can I reserve a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
 Can I book a room? (Bir oda ayırabilir miyim?)
 I have a reservation. (Rezervasyon yaptırmıştım.)
 Double occupancy, please. (İki kişilik bir oda lütfen.)
 I need a room with two single beds. (İki ayrı yataklı bir oda istiyorum.)
 I need a room with a double bed. (İki kişilik yataklı bir oda istiyorum.)
 We will need a crib for the baby. (Bebek için bir karyola istiyoruz.)
 Would you like a room with a view of the swimming pool? (Yüzme havuzu manzaralı bir oda istermiydiniz?)
 Would you prefer a non-smoking room? (Sigara içilmeyen bir oda ister miydiniz?)
 I'd like a room at the front. (Ön tarafa bakan bir oda istiyorum.)
 I'd like a room at the rear. (Arka tarafta bir oda istiyorum.)
 I'd like a room with a view of the sea. (Deniz manzaralı bir oda istiyorum.)
 I'd like a room for the week. (Haftalık bir oda istiyorum.)
 I'd like a wake-up call, please. (Uyandırma servisi istiyorum.)
 Where is the ice-machine? (Buz makinesi nerede?)
 Do you have a pool? (Havuzunuz var mı?)
 What are the rates? (Ücretler nasıl?)
 Is there a restaurant? (Lokanta var mı?)
 Are pets allowed? (Evcil hayvanlar kabul ediliyor mu?)
 When's the check-out? (Odayı ne zaman boşaltırsınız?)
 I need to check out. (Ayrılmak istiyorum.)
 I'd like a receipt. (Makbuz rica edebilir miyim?)

PLANE (UÇAK)


Do I have to change planes? (Aktarma yapmam gerekecek mi?)
Is it direct? (Direk uçuş mu?)
How many items of carry-on luggage are permitted? (Yanıma ne

kadar el bagajı alabilirim?)
How much luggage can I carry on? (Ne kadar bagaj alabilirim?)
Is there a layover? (İki sefer arasında bekleme var mı?)
How long is the layover? (Bekleme süresi ne kadar?)
There is a one-hour layover in Ankara (Ankara'da aktarma bir saat sürecek)
When does the next flight leave? (Bir sonraki uçuş ne zaman?)
What's the departure time? (Hareket saati ne zaman?)
When does the plane get here? (Uçak buraya ne zaman varır?)
What's the arrvial time? (Varış ne zaman?)
When will I make my connection? (Ne zaman aktarma yapacağım?)
I have to cancel my flight (Uçuşumu iptal etmek zorundayım)
I lost my luggage (Bagajımı kaybettim)
My luggage is missing (Bagajım kayıp)
The flight has been delayed (Uçuş iptal edildi)
The flight has been moved to gate M2 (Uçuş M2 kapısına yönlendirildi)
The flight is overbooked (Uçakta koltuk sayısından fazla yolcu var)
May I see your boarding pass? (Biniş kartınızı görebilir miyim?)
 

► CUSTOMS (GÜMRÜK) 

Are you bringing anything into the country with you? (Yanınızda ülkeye birşey sokuyor musunuz?)
How much currency are you bringing into the country? (Ülkeye ne kadar para getiriyorsunuz?)
Do you have anything to declare? (Gümrüğe tabi birşeyiniz var mı?)
May I see your passport? (Pasaportunuzu görebilir miyim?)
Do you have your visa? (Vizeniz var mı?)
Please place your suitcases on the table (Lütfen çantalarınızı masanın üstüne koyun)
We should examine your purse (Cüzdanınızı incelememiz gerekiyor)
What's the nature of your trip? (Seyahatinizin içeriği nedir?)
What's the purpose of your visit? (Ziyaretinizin amacı nedir?)
How long do you plan on staying? (Ne kadar kalmayı planlıyorsunuz?)
 
► RAILWAY (DEMİRYOLU) 


Is it direct? (Direk mi?)
Is there a layover? (Mola var mı?)
Is there a dining car? (Yemekli vagon var mı?)
Is the train on time? (Tren zamanında hareket edecek mi?)
What's the arrival time? (Varış ne zaman?)
Are there seats available? (Boş yer var mı?)
Stand clear of the doors (Kapılardan uzak durun!)
Please move away from the doors (Lütfen kapıların yanından uzaklaşın)
Please have your tickets ready for the conductor (Lütfen kondüktör gelmeden biletlerinizi hazırlayın)
Is this seat occupied? (Bu koltuk boş mu acaba?)
Can you crack the window, please? (Camı aralayabilir misiniz lütfen?)
How many stops are there before we reach the end of the line? (Son

durağa kaç durak kaldı?)
When is the next stop? (Bir sonraki durak ne zaman?)
 

► BUS (OTOBÜS)

Is it direct? (Direk mi?)
Is there a layover? (Mola var mı)
Do we stop for the meals? (Yemek molası verilecek mi?)
Can I check my baggage through? (Bagajımı emanete bırakabilir miyim?)
Can I reserve a seat in advance? (Önceden yer rezervasyonu yapabilir miyim?)
Is the bus on time? (Otobüs zamanında hareket edecek mi?)
Is anyone sitting here? (Burada kimse oturuyor mu?)
What is the fare? (Ücret ne kadar?)
Could I have a transfer, please? (Bir transfer bileti alabilir miyim?)
Does this bus go to downtown? (Bu otobüs şehir merkezine gidiyor mu acaba?)
How far does this bus go? (Bu otobüs nereye kadar gidiyor?)
Could you let me know when we get to Aksaray? (Aksaraya geldiğimizde bana haber verebilir misiniz?)
Can you tell me where to get off? (İneceğim yeri bana söyleyebilir misiniz?)
Move to the rear, please? (Arkaya ilerleyin, lütfen?)
 
► TAXI (TAKSİ)


Where to? (Nereye?)
Where to, buddy? (Nereye abi?)
Where to, lady? (Nereye bayan?)
I am not on duty (Şu an çalışmıyorum?)
Mind if I smoke? (Sigara içmemin bir sakıncası var mı?)
It's rush hour. I can't go to the airport now. (Şu an trafik çok

 kötü. Havaalanına gidemem)
To the airport and please be quick! (Havaalanına gidiyoruz,

lütfen çok acele edin!)
The train station and make it quick! (Tren istasyonuna çek ve acele et!)
Slow down! (Yavaşla!)
There is no need to hurry (Acele etmemize gerek yok)
Please drive safely (Lütfen aracı emniyetli bir şekilde sür)
Is smoking allowed? (Sigara içiliyor mu?)
I'm allergic to smoke (Sigaraya karşı alerjim var)
Do you have change for twenty? (Yirmi dolar bozuğun var mı?)
Keep the change! (Üstü kalsın)
I want a receipt (Fiş istiyorum)
Watch out! (Dikkat et!)
Look out! (Dikkatli ol!)
We've missed the exit (Çıkışı kaçırdık)
We're lost (Kaybolduk)

 

Shopping (Alışveriş)
May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)
Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)
Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)
Are you being helped? (Size bakan var mı?)
Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)
If you need me, I'll be around (Bana ihtiyacınız olursa, ben civardayım)
If I can help you, just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)
What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)
Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)
Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)
What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)
Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)
That's on sale this week? (O bu hafta indirimde)
I've got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)
Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)
Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)
That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)
That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)
That's your colour (Tam sizin renginiz)
This is you (Sizi çok açtı)
How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)
Will that be cash or credit? (Nakit mi, kredi kartı mı?)
We don't have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)
Whe don't have it in that colour (Bu renkte yok)
 
WHEN ARE YOU OPEN? 


When are you open? (Ne zaman açıksınız?)
When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)
What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)
I'm looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)
It's a gift (Hediye olacak)
I don't know his size (Bedenimi bilmiyorum)
Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)
Thank you, I'm just looking (Sağolun, sadece bakıyorum)
I'm just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)
I can't make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)
Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)
Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)
Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)
It it on sale? (Bu indirimde mi?)
Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)
Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)
I'd like to try this on (Bunu denemek istiyorum)
It's too tight (Bu çok dar)
It's too loose (Bu çok geniş)
It's a little bit expensive (Bu biraz pahalı)
It's a little pricey (Bu biraz tuzlu)
Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)
Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)
Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)
How much is it? (Kaç lira?)
How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)

making friends
 
  (arkadaşlık kurma)

 We're like brothers. (Kardeş gibiyiz.)
 He's my closest friend. (O benim en yakın arkadaşım.)
 She's my best friend. (O benim en iyi arkadaşım.)
 She's like a sister to me. (O benim bacım gibidir.)
 We're the closest friend. (En yakın arkadaşlarız.)
 We're pretty tight. (Oldukça yakınız.)
 He's a dear friendb. (O değerli bir arkadaştır.)
 What a character! (Ne tip ama!)
 Ahmet is one of a kind. (Ahmet türünün tek örneğidir.)
 We're cut from the same cloth. (Aynı hamurdan yoğrulmuşuz.)
 We're like two peas in a pod. (Tıpatıp birbirimize benzeriz.)
 May I join you? (Size katılabilir miyim?)
 Mind if I join you? (Size katılmamda bir sakınca var mı?)
 Care to join us? (Bize katılmak ister misin?)
 Is this seat taken? (Bu sandalye boş mu?)
 Could I buy you a drink? (Size bir içki alıyım mı?)
 What are you drinking? (Ne içersiniz?)
 Would you like to dance? (Dans edermisiniz?)
 Could I have the next dance? ( Bir sonraki dansı bana lütfeder misiniz?)
 What's your sign? (Burcunuz nedir?)
 Do you come here often? (Buraya sık sık gelir misiniz?)
 Do you have a light? (Ateşiniz var mı?)
 Need a lift? (Sizi arabayla bırakayım mı?)
 Are you going my way? (Yolumuz aynı mı?)
 Going my way?  (Yolumuz aynı mı?)
 Where have you been all my life? (Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?)

FOOD AND DRINK (YİYECEK / İÇECEK)
MAY I HELP YOU?  


Would you like smoking or nonsmoking? (Sigaralı bölüm mü sigarasız bölüm mü?)
How many in your party? (Kaç kişisiniz?)
Do you have a reservation? (Rezevasyon yapmışmıydınız?)
I'll have a table ready in two minutes (İki dakika içinde masanızı hazırlıyorum)
Would you like to see the menu? (Menüyü görmek istermiydiniz?)
Are you ready to order? (Sipariş için hazırmısınız?)
Let me tell you our specials today (Bugünkü spesiyallerimizi söyleyeyim)
May I take your order, please? (Sipariş alabilir miyim?)
What will it be? (Ne alırdınız?)
Can I get you something to drink with that? (Yanında içecek

birşey istermiydiniz?)
Would you care for a dessert? (Tatlı istermisiniz?)
Is there anything I can get for you? (Yardımcı olabileceğim birşey var mı?)
Let me show you the dessert tray? (Size tatlı tepsisini göstereyim)
For here or to go? (Burada mı, paket mi?)
Here or take away? (Burada mı, paket mi?)
Do you want that to go? (Paket mi istiyorsunuz?)
Here you go (Buyurun)
Here is your order (Siparişiniz hazır)
Thank you and come again (Teşekkürler, tekrar bekleriz)
Would you like to start with a coctail? (Bir kokteylle başlamak istermiydiniz?)
Would you like coffee? (Kahve ister misiniz?)
Cream or sugar? (Krema, şeker?)
I am sorry we are out of that (Kusura bakmayın, ondan kalmadı)
Sorry, it's all gone (Özür dilerim, hepsi bitti)
How would you like that prepared? (Nasıl hazırlamamı istersiniz?)
Do you need any napkins? (Peçete ister misiniz?)
Would you like some salt and pepper? (Biraz tuz ve biber istermiydiniz?)
 

 

 

 

 

MAY I SEE THE MENU? 


A table for two, please (İki kişilik bir masa lütfen)
I'd like a non-smoking table for four (Sigara içilmeyen bölümden

dört kişilik bir masa lüften)
I have a reservation (Rezervasyon yaptırmıştık)
Do you have a non-smoking section? (Sigara içilmeyen bölümünüz var mı?)
Another party will be sitting here? (Buraya bir grup daha gelecek)
Excuse me, can you come here for a second? (Afedersiniz,

bir saniye bakar mısınız?)(
Could I see menu please? (Menüyü görebilir miyim lütfen?)
We haven't decided what to order yet (Henüz ne sipariş

edeceğimize karar vermedik)
We need more minutes to decide (Karar vermek için birkaç

dakikaya ihtiyacımız var)
We're ready to order (Sipariş verebiliriz)
Can you take our orders, please? (Sipariş alabilir misiniz lütfen?)
What are the specials? (Spesiyaliteler neler?)
What would you suggest? (Ne yememizi önerirsiniz?)
What's the soup of the day? (Günün çorbası ne?)
Do you have vegetariam dishes? (Vejeteryan yemekleriniz var mı?)
May I have a burger and fries? ( Hamburger ve patates kızartması

alabilir miyim?)
Give me a hot dog with the works  (Herşeyi yanında bir sosisli lütfen)
I'll have a burger with everything (Herşeyi yanında bir hamburger)
Can I have a small soda, please? (Bir ufak soda alabilir miyim lütfen?)
No ketchup (Ketçap olmasın)
No onions (Soğan koymayın)
Go easy on the onions (Soğanı fazla koymayın)
Take it easy on the ketchup (Ketçapı fazla olmasın)
To go please (Paket olsun, lütfen)
For here, please (Burada yiyeceğim)
I'll eat it here (Burada yiyeceğim)
I'd like an espresso (Bir espresso istiyorum)
I'd like a mineral water (Bir maden suyu istiyorum)
Just coffee for the moment (Şimdilik bir tane kahve)
Can you get me a glass of water? (Bir bardak su getirebilir misiniz?)
What kind of dressings do you have? (Ne tür soslarınız var?)
I'd like my steak well done (Bifteğimi çok pişmiş istiyorum)
I'd like my steak rare (Biftek az pişmiş olsun)
I'd like my steak medium (Biftek orta pişsin)
Can I get it rare? (Az pişmiş olabilir mi?
Could I have some more bread, please? (Biraz daha ekmek

alabilir miyim lütfen?)
This meat is too fatty (Bu et çok yağlı)
The meat is too tough (Et çok sert)
This meal isn't fresh (Bu yemek taze değil)
This soup is cold (Bu çorba soğuk)
Could I speak to the manager, please? (Yöneticiyle görüşebilir miyim?)
I couldn't eat this. Could you wrap it, please? (Bunu yiyemedim.

Paket yaparmısınız lüften?)
I'd like to take the rest (Geri kalanını götürmek istiyorum)
Could I have the bill, please? (Hesabı alabilir miyim?)
Check, please? (Hesap, lütfen)
Seperate checks, please? (Hesabı ayrı alın)
All together (Hepsini birlikte alın)
Do I pay you or the cashier? (Size mi ödeyeceğiz, kasaya mı?)
May I have a receipt, please? (Fiş alabilir miyim lütfen?)
There seems to be a mistake (Bir yanlışlık var gibi gözüküyor)
Does this include the tip? (Bunun içinde bahşiş dahil mi?)
Keep the change (Üstü kalsın)
Is there somewhere we could wash our hands? (Ellerimizi

yıkayabileceğimiz bir yer var mı acaba?)
 

I AM HUNGRY 


I'm hungry (Ben açım)
I'm starving (Açlıktan ölüyorum)
I'm so hungry that I could eat a horse (Öyle açım ki bir atı yiyebilirim)
I'm dying of hunger (Açlıktan ölüyorum)
I'm famished (Karnım zil çalıyor)
When do we eat? (Ne zaman yiyoruz?)
What's for supper? (Yemekte neler var?)
What are we having? (Ne yiyoruz?)
Dinner is ready (Akşam yemeği hazır)
It's time to eat (Yemek zamanı)
Shall we say grace? (Dua edelim mi?)
Could you pass me the salt please? (Tuzu uzatabilir misin, lütfen?)
Would you care for some cheese? (Biraz peynir ister misin?)
Could I have seconds, please? (Biraz daha alabilir miyim?)

introductions
 
   (tanıştırmalar)

This is my friend Jack (Bu arkadaşım John)
I'd like you to meet my friend John (Sizlere arkadaşım John'u

tanıştırmak istiyorum)
Mary, this is Jack. Jack, Mary (Mary, bu Jack. Jack, bu Mary)
Let me introduce you my friend Michael (Size arkadaşım Michael'ı tanıştırıyım)
Have you met before? (Siz daha önce tanışmışmıydınız?)
Jack, do you know Mary? (Jack, Mary'yi tanıyor musun?
Do you know eachother? (Birbirinizi tanıyor musunuz?)
Mary, shake hands with the president (Mary, başkanla el sıkış)
Have you two been introduced? (Sizi tanıştırdılar mı?)
Jack, this is the man I was telling you about (Jack, bu sana bahsettiğim kişi)
Let me introduce you myself (Size kendimi tanıtıyım)
 

NICE TO MEET YOU 


Nice to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Good to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
Nice meeting you (Sizinle tanışmak çok hoş)
It's a great pleasure to meet you (Sizinle tanışmak büyük zevk)
Glad to meet you (Tanıştığımıza memnun oldum)
It's a great pleasure to have finally met you (Sonunda sizinle

büyük zevk)
How nice to meet you (Sizinle tanışmak ne kadar güzel)
How do you do (Memnun oldum)
A pleasure (Sizinle tanışmak bana zevk verdi)
            

greeting  

(selamlaşmalar)


Hello! (Merhaba)
Hi! (Selam)
Hey! (Hey!)
Hi there! (Merhaba)
Hello there! (Merhaba)
Good morning! (Günaydın)
Good afternoon! (Tünaydın)
Good evening! (İyi akşamlar)
Good night! (İyi geceler)
 
HOW ARE YOU? 

How are you? (Nasılsın?)
How are you doing? (Nasılsın?)
How is it going? (Nasıl gidiyor?)
How are things? (Durumlar nasıl?)
What's new? (Ne haber?)
What's up? (Ne var ne yok?)
What's going on? (Neler yapıyorsun?)
Where have you been? (Nerelerdesin?)
Where have you been hiding yourself? (Nerelerde gizleniyordun?)
Are you doing OK? (İyi misin?)
How are you feeling? (Kendini nasıl hissediyorsun?)
How's the world treating you? (Hayatla aran nasıl?)
How's business? (İşler nasıl?)
What's happening? (Hayatında ne olup bitiyor?)
How's everything (Vaziyet nasıl?)
 
I'M FINE 

Thanks, I am fine (Sağol, iyiyim)
Fine (İyiyim)
Great! (Harika)
All right (Fena değil)
I am OK (İyiyim)
Cool! (Bomba gibiyim)
I am cool! (Harikayım)
Could be better (Daha iyi olabilirdi)
Not bad (Fena değil)
So so (Eh, şöyle böyle)
Not so great (O kadar da iyi değil)
Not so hot (Pek iyi sayılmaz)
I've been better (Daha iyiydim)
I've running around (Koşturup duruyoruz)
Keeping busy (Uğraşıp duruyoruz)
No complaints (Bir şikayetim yok Allaha şükür)
Same as usual (Her zamanki gibi)
I've seen better days (Daha iyi günlerimiz de oldu)
I'm snowed under (Çok yoğunum)
Not a moment to spare (Boşa harcayacak bir dakikam yok)
No time to breathe (Nefes almaya vaktim yok)
There aren't enough hours in a day (Yirmidört saat yetmiyor)
 
GOOD-BYE 

Good-bye (Allahaısmarladık)
Good day (İyi günler)
Good evening (İyi akşamlar)
Good night (İyi geceler)
Good-bye until later (Bir dahaki sefere kadar hoşçakal)
See you (Görüşürüz)
See you soon (Yakında görüşürüz)
See you later (Sonra görüşürüz)
I'll see you real soon (Çok yakında görüşürüz)
I'll catch you later (Seninle sonra görüşürüz)
See you tomorrow (Yakın görüşürüz)
See you next time (Bir dahaki sefere görüşürüz)
Let's get in touch (Görüşelim)
It was good to see you (Seni görmek güzeldi)
Don't forget to call (Aramayı unutma)
Let's write (Yazışalım)
I'll be in tocuh (Temas halinde olacağım)

 

Son Güncelleme ( Çarşamba, 10 Mayıs 2006 )
 
Elt-World.com

"Bir ülkede yalakalığın getirisi dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar..."

Üye olduğunuz takdirde tüm yenilikler anında mail adresinize gelecektir. Elt-World.com

İdeal Öğretmen
Kamile Hamiloğlu
Giriş Formu





Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Download
Download Bölümü
Dosya Nasıl Gönderilir?
Ziyaretçi Defteri
Nostalji - Eski Defter
News in English
Sesli Haber/News
Diğer/Other
Sohbet
Fotoğraf Galerisi
Elt-World Mail
Sende Haber Gönder
KILL USAME BIN LADEN
Listen to Music Online
Word Game (BBC)
Elt-World Characters
Play Chess
What time is it?
Haberler
ve SADDAM idam edildi... -
TAKIM ELBİSESİYLE GELDİ .... İngiliz basınının 37 yıl önce kendi çıkardığı idam yasası kuralları çerçevesinde Saddam Hüseyin’in yeşil bir kostüm giyeceği iddiası doğru çıkmadı. Saddam, yargılandığı sırada giydiği siyah takım elbise, siyah ayakkabı ve şapkası ile infaz odasına geldi. Yüzünün kapatılmasını istemeyen Saddam’ın boynuna ip geçirilmeden önce infazı gerçekleştirenlerden gardiyanlardan biri siyah atkı bağladı.


Ezanda idam

Saddam Hüseyin bayram arifesinde Bağdat'ta sabah ezanı okunurken idam edildi. Başının örtülmesini istemedi. Son sözü "Filistin Arap'tır" oldu.

Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin hakkındaki idam kararı ABD'nin baskısıyla bayrama kalmadan infaz edildi. Şii bölgesinde Saddam'ın eski istihbarat merkezinde gerçekleşen idama takım elbise ve şapkasıyla giden devrik lider, başının örtülmesini istemedi. Boynuna siyah atkı sarıldı. El ve ayakları bağlanarak sehpaya çıkarıldı. Asılırken kelime-i şahadet getirdi.

 

 



Az İngilizce Bilen İngilizce Öğretmenleri -
 Az İngilizce Bilen İngilizce Öğretmenleri
"Aydın Tiryaki"nin kaleminden....

Okullarımızın birçoğunda, özellikle taşra okullarında en büyük eksiklerden biri İngilizce Öğretmenleri... Ancak okullarımızda bu dersler boş geçmiyor. Azıcık İngilizce bilen öğretmenlerimiz büyük bir özveri ile bu dersleri dolduruyorlar. Bu ülkemiz öğretmeninin alkışlanacak bir görev anlayışıdır. Ancak bu öğretmenlerimizin İngilizce bilgilerininin yetersiz olması eğitimimizde var olan sorunlara bir sorun daha ekliyor. Herşeyin en kolay belleklere kazındığı 10-11 yaşlarında yanlış öğrenilen bir yabancı dilin daha sonraki yıllarda düzeltilmesi çok çok zordur. Eğer bu öğrenciler ilerideki yıllarda bir İngilizce öğretmenine sahip olma şansı yakalasalar bile,  o yanlış söyleyişleri, o yanlış kuralları belleklerinden nasıl atacaklardır.

Yabancı dil eğitimini İlköğretimin 4. sınıfından başlaması çok olumlu bir karardı. Altyapı sorunları var gerekçesiyle bu uygulamadan asla vaz geçilmesin. Bu branşta yeterli öğretmen olmaması da ülkemizin gerçeklerinden biridir. Bunu da kabul ediyoruz. Bu derslerin boş geçmemesi için az İngilizce bilen öğretmenlerle doldurulmasından daha iyi bir çözüm olmadığınıda biliyoruz

 



Ramazan Bayramı'nız Mübarek Olsun -  Bayramlar taze ümitlerin yeşerdiği, iyilik ve güzelliklerin harmanlandığı, sevinç ve mutlulukların paylaşıldığı ; kin, nefret ve düşmanlık gibi duyguların köreltildiği, sevgi, dostluk ve kardeşlik bağlarının pekiştirildiği müstesna günlerdir.   

   Tüm ELT Camiası başta olmak üzere  tüm inananların mübarek Ramazan Bayramlarını tebrik ediyor,sağlık,mutluluk ve başarı diliyorum.

           

                                                                                ELT-World Administration

  • Duyuru: Kaliteli İletişim Anlayışı gereği yorum eklemek ve ziyaretçi defterine not yazmak serbesttir. Yalnız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır.  Yalnız Elt2004 Ziyaretçi defterine hızlı bir şekilde yazabilirsiniz. Paylaşımcı Yönetim Anlayışı gereği ise yorumlara iştirak etmenizi ve ziyaretçi defterini karalamanızı istiyoruz. Saygılarımızla...


Okullarda "Şiddet" -

ŞİDDET:  Bu yıl Ocak ayından itibaren okullarda meydana gelen olaylarda 5 öğrenci yaşamını yitirirken, 60’tan fazla öğrenci yaralandı.

Ancak, Kurban Bayramı ve kar tatilleri nedeniyle okulların bir ay boyunca kapalı kaldığı da göz önüne alındığında olayların çok ciddi boyutlara ulaştığı görülüyor. Olaylarda, şiddetin artık ilköğretim öğrencileri arasında da giderek yaygınlaşmaya başlaması endişe veriyor.



English Spoken By Burhan:) -



"Elt-World.com" -
Marmara Üniversitesi02 Nisan 2006 saat 21:41 'de yayına başmamıştır. Tüm elt camiasına hayırlı olsun.

Elt2004.net ile başladık biz bu yollarda yürümeye; nihayetinde şu resimde gördüğünüz okuldan mezun olduktan sonra irtibatı koparmadık. Bu konuda bizlere yardımını esirgemeyen Sayın Kamile Hamioğlu'na ve Mustafa Otrar'a sonsuz teşekkürler.

Ayrıca; sevgili dostlarım Hamit, Bülent, Meltem, Gülnihal, Dilşen, Seda, Selma, Mustafa Kucukaksit, Burcu Cengiz, Esra ve diğer tüm arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Sizleri seviyorum...

Cool Serkan BAŞAR (Site Kurucu Başkanı / Yöneticisi)



EKDERS Dİ -

Ek Ders Tepkileri Dikkate Alınıyor

çelikÖnce Star gazetesinde bir haber yer aldı... Haberde, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in, bayram ve resmi tatillerde ek ders ücretlerinin kesilmemesi için genelge değişikliğine gideceği belirtilmekteydi... Ve bugün Hürriyet gazetesinde yeni bir haber... Bakan Çelik, gazeteye yaptığı açıklamada, okulundan "sevk kağıdı" alıp doktora giden öğretmenlerin "ek ders ücretinin" kesilmesinin yarattığı tepkiler üzerine sözkonusu Kararda değişiklik yapılması için konuyu Bakanlar Kuruluna taşıdığı bilgisi yer almıştır.


Teşekkürler -   Nevşehir'de İngilizce Öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitim semineri düzenlenmektedir. Bu eğitime katılan ve Elt-World.com'a üye olan tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim. Yalnız bu eğitime sadece Nevşehir İl Merkezi'nde çalışan öğretmenlerin katılmasını da tartışmak isterim. İlçelerimizdeki öğretmenlerimizin öğrencileri farklı bireyler değiller. Bu çerçevede bu organizasyon hatasının düzeltilmesini talep ediyorum. SERKAN BAŞAR

English is Power... -


SOBA YAKMA DERSİ -

 Öğretmenlerin köy yaşamına uyum sağlamada zorlanmaları yetkilileri harekete geçirdi. Geçen yıllarda soba yakarken hayatını kaybeden 2 öğretmenden yola çıkan YÖK, eğitim fakültelerinde köy stajına başladı. Öğretmen adayları köylere giderek oradaki hayata uyum sağlayacak, soba yakmayı öğrenecek.

YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. İsa Eşme, eğitim fakültelerinin programlarının son yıllarda yenilendiğini hatırlatarak, bu yeniliklerden birinin de öğrencilere köy ve Yatılı İlköğretim Bölge Okulu stajı olduğunu belirtti.

Geçen yıllarda soba yakarken hayatını kaybeden iki öğretmeni de hatırlatan Eşme, "Bu öğretmenlerimiz hayatında hiç soba yakmamış. Bu sayede eğitim fakülteleri öğrencileri köy hayatını öğrenecek" dedi.

Aynı uygulama, Anadolu öğretmen liselerinde de yapılacak. Öğrenciler 15 gün süreyle köylere gidecek. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, "Öğretmen adayı çocuğumuz köye gitsin, ağaç budasın, soba yaksın. Uyum sağlamayı öğrensin" dedi.

Milliyet



AVRUPA DİL ÖDÜLÜ (ADÖ) -

Yeni ve Yaratıcı Dil Öğretim ve Öğrenim Uygulamaları İçin AVRUPA DİL ÖDÜLÜ (ADÖ)

 (European Language Label Award)

 

1999 yılından bu yana Avrupa’da yeni, yaratıcı ve başarılı dil öğretme ve öğrenme uygulamalarına verilen Avrupa Dil Ödülü’nün amacı, dil eğitim ve öğretimi alanındaki en yeni ve uygulamada performansı en yüksek yaklaşımları, yöntemleri ve teknikleri teşvik etmek ve Avrupa genelinde yaygınlaştırmaktır. Dil eğitimi ve öğretimi ile ilgilenen her kategori ve türdeki kurum ve kuruluş ADÖ’ne başvurabilir. Ülkemizde ADÖ etkinliği Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) tarafından yürütülmektedir. 

Avrupa Dil Ödülü etkinliğinin iki amacından biri, dil eğitimi ve öğretimi süreçlerine ilişkin yeni ve yaratıcı uygulamaları teşvik etmek; diğeri ise, öğretmenleri ve öğrencileri bu uygulamalar hakkında bilgilendirmek ve yenilikleri kendi düşünce ve öğretim tekniklerine uyarlamalarını ve uygulamalarını sağlamaya yönelik gerekli çalışmaları yapmaktır.

  



Sözleşmeli öğretmenler, brüt 1.075 YTL alacak -

HÜKÜMETİN, "sözleşmeli öğretmenler"in tatilde de maaşlarını almalarını öngören düzenlemesinin ardından, Milli Eğitim Bakanlığı da öğretmenlerle ilgili yeni düzenlemeler yaptı. Buna göre, öğretmenler 2006 yılında brüt 1.075.00 YTL maaş alacak, aynı branşta kadrolu öğretmenlerin girdiği kadar ek dekse girebilecek. Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmenlerin haklarını da belirledi. Sözleşmeli öğretmen olarak çalıştırılacaklarda, devlet memuru olarak atanacaklarda aranan genel şartların yanında kadrolu öğretmen olarak atanacaklarda aranacak öğrenim durumu, pedagojik formasyon ve benzeri diğer koşullar da aranacak. Sözleşmeli öğretmenlere, 2006 yılında ayda brüt 1.075.00 YTL ücret ödenecek. Diğer özlük ve mali hakları bakımından emsali kadrolu öğretmenler gibi olacak.

hürriyet



23 Nisan ...Neşe Doluyor İnsan... -
 

23 Nisan

 BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...

Çok zor şartlarda Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde  verilen mücadelenin sonucunda 23 Nisan 1920 günü kurulan ve temeli ulusal egemenliğe dayalı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi; işgalden kurtuluşa ve  Türk milleti tam bağımsızlığına kavuşana kadar devam eden bu mücadelenin beyni ve kalbi olmuştur. 
    Büyük önder Atatürk, ulusuna olan saygısını devlet yönetiminde halk iradesini en üstün güç kabul ve ilan etmekle kalmamış bu ulusal onur gününün bayram olarak kutlanmasını istemiş, ve bu bayramı Türkiye Cumhuriyetinin ebediyen var olmasının teminatı olan Türk Çocuklarına armağan etmiştir. 
    23 Nisan; özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın, ulusal hakimiyetin sembolü olduğu gibi aynı zamanda dünyadaki bir çok ülke çocuklarının katılımıyla kutlanan ilk ve tek çocuk bayramıdır. Ulusal değerleri yanında, dünyadaki tek çocuk bayramı olması bu günün önemini daha da artırmaktadır. 
         Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü ve değerli silah arkadaşlarını şükranla anıyor, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla tüm dünya çocuklarına sağlık, mutluluk, barış ve başarı diliyorum.



Okulların açılış tarihi ertelendi. -
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, konuya ilişkin genelge yayımladı.

Genelgede, daha önce belirlenen çalışma takvimine göre, 2005-2006 eğitim-öğretim yılının 12 Haziran'da sona ereceği, 2006-2007 eğitim-öğretim yılının da 11 Eylül 2006 tarihinde başlayacağının duyurulduğu anımsatıldı.
Ancak, 2005-2006 eğitim-öğretim yılı yarıyıl tatilinde yoğun kış şartları nedeniyle ikinci dönemin bir hafta gecikmeyle 6 Şubat 2006 tarihinde başladığı hatırlatılan genelgede, ders yılının bitiş tarihinin de 12 Hazirandan 19 Haziran 2006'ya uzatıldığı kaydedildi.



YARIYIL TATİLİ BUGÜN BAŞLIYOR.. -

YARIYIL TATİLİ BUGÜN BAŞLIYOR..

NOT VERMEK, DOSYA DOLDURMAK, MÜFETTİŞ BEKLEMEK,BAZI MÜDÜRLERİN GEREKSİZ İSTEKLERİNİ DİNLEMEK, SAÇMA SAPAN YÖNERGELER OKUMAK, HAKSIZLIKLARI GÖRMEK, İHANET VE VEFASIZLIKLARLA DOLU ANILARLA EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ANLAMLI OLARAK İŞLENEMEDİĞİ, ANGARYA İŞLERLE UĞRAŞILDIĞI BİR DÖNEMİ DAHA ATLATTIK.. HERKESE HAYIRLI UĞURLU OLSUN... İYİ TATİLLER...



KUTLUYORUZ... -  İsveç Akademisi tarafından 1901 yılından beri verilen Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl Orhan Pamuk'a verildi. Böylelikle ilk kez bir Türk bu ödülü almış oldu. Pamuk geçen yıl da ödüle aday gösterilmiş ancak kıl payı İngiliz yazar Harold Pinter'a kaptırmıştı. Pamuk'un ödülünü anlamlı kılan ise günlerdir Türk kamuoyunu meşgul eden 'Ermeni soykırımını inkarı' suç sayan yasa tasarısının Fransız Meclisi'nden geçmesinin hemen ardından gelmesi oldu. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Sekreteri Horace Engdahl dün saat 14.00'te ödülü kimin kazandığını dünyaya duyurdu. Engdahl, Pamuk'u şu sözlerle tanımladı: Yaşadığı kentin melankolik ruhunu arayışında, kültürlerin çatışması ve birleşmesinde yeni semboller bulan bir yazar... Orhan Pamuk'un 'Kara Kitap', 'Yeni Hayat', 'Sessiz Ev', 'Benim Adım Kırmızı', 'Kar' ve 'İstanbul' adlı kitapları İsveççe'ye de çevrildi.

1.4 MİLYON DOLAR ÖDÜL

Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü sahibine 1.4 milyon dolar (2.1 milyon YTL) ve altın madalya veriliyor. Ödülü kimin alacağını ise kestirmek oldukça zor oluyor. Ancak Nobel için bahis sitelerinin gözdesi olan 'www.ladbrokes.com' adresindeki bahis sitesi, 36 yazar arasında 'şansı en yüksek' aday olarak Pamuk'a 1'e 4 vermişti. Yine Suriye asıllı Lübnanlı Arap şair Adonis de favori adaylardan biriydi. İstatistiklere göre, bugüne kadar en çok Nobel Edebiyat Ödülü ABD'li ve Fransız yazarlara verildi. Yazarların, 10'u ABD'li, 9'u ise Fransız.


Duygusal ilişki, dershaneden attırıyor -

Ankara'da özel bir dershane öğrenci kaydı sırasında velilere imzalattırılan sözleşme ile öğrenciler arası duygusal ilişkiyi atılma sebebi sayıyor. 42 öğrenci bu nedenle dershaneden atılmış...

Dershanelerinde eğitimin hedeflendiğini ve öğretiminde kişisel menfaatlerin ön plana çıkarılmasına her zaman karşı olduklarını savunan Pİ Eğitim ve Öğretim Kurumları kurucu başkanı Aziz Erdoğan, dershaneye kayıt için gelen ailelere eğitim disiplini gerektiren sözleşmeyi imzalattıklarını belirterek,şunları söyledi.

“ Dershanede ki öğrencilerimiz arasında duygusal ilişki kaydının silinme sebebidir. Ayrıca eğitimini çeşitli nedenlerle savsaklayan öğrencilerimizin de kayıtlarını derhal silmekteyiz. Aileler çocuklarını teslim ederken, onlara en iyi eğitimi vermede güvenerek bize teslim etmektedir. Para alıyoruz diye bu güven duygusunu istismar edemeyiz. Bu duygular göz önüne alınarak 42 öğrencimizin çeşitli dershanelerden kaydını sildik.”



Müfettişler geldi -

 

Nevşehir'deki okulumuza müfettiş geldi. Görseniz "müfettiş" değil; bir padişah. Müdür el pençe bekliyor odasında. Herkes birbirini fırçalıyor o da gariban öğretmeni. Anlarsanız işte müdür psikolojisi. - "Sen bana böyle yaparsan ben de öğretmenimi azarlarım" - falan.

Nihayetinde unutulan tek bir şey var. Onlarda insan....

Evet arkadaşlar yorumlarınızı bekliyoruz...



ALAN SEÇME SINAVI -
Milli Eğitim Bakanlığı Alan Seçme Sınavında Kararlı
remzi kayaMilli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Sayın Remzi Kaya, NTV'de katıldığı programda, 2007 yılı öğretmen alım sürecinde KPSS'ye ek olarak alan seçme sınavının yapılıp yapılmayacağı konusundaki soruyu cevaplandırdı. Sayın Kaya, yaptığı açıklamada, öncelikli olarak sınavı ÖSYM'ye yaptırmayı düşündüklerini, ÖSYM'nin bunun kabul etmemesi halinde sınavı kendilerinin yapacağını belirtti.


Bak Sen bu MEB'e -  Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere doğrudan ulaşmak için ‘mail grubu' oluşturuyor. 575 bin öğretmenden e-posta kullananların adreslerini toplamak için çalışma başlatan Bakanlık, Bakan Hüseyin Çelik'in açıklamalarını, gazetelere gönderilen tekzip ve düzeltme yazılarını, bakanlığın genelge ve talimatlarını doğrudan öğretmenlerin mail adreslerine postalayacak.



Aman Öğretmenim Kırık Not Verme - Kırık not veren öğretmene dayak!
       Adana’da bir ilköğretim okulu öğretmeninin, zayıf not verdiği gerekçesiyle öğrenci ve ailesi tarafından okulda tartaklandığı iddia edildi.
      Seyhan Belediyesi İlköğretim Okulu Matematik Öğretmeni Fatma Doğanay, okulda düzenlediği basın toplantısında, ilköğretim 8’inci sınıf öğrencisi Çiçek A’nın sınavdan zayıf not aldığını öğrenince kendisine tepki gösterdiğini ve sınıfta gürültü yaptığını, uyarıda bulunmasına karşın, konuşmaya devam ettiğini söyledi.
      Doğanay, öğrenciyi dışarı çıkartarak uyarıda bulunmak istediğini belirterek, şöyle devam etti:

Yabancı Dil Sınıfı -

 Devlet okulunda birşey yapılmaz demeyin. Bakınız ben bu sınıfı 4 ayda tamamen öğrencilerden topladığım 1 ytl yada 50 kuruşlarla yaptım. Çok mükemmel markalı bir sitem değil ama yetiyor. Soldaki fotoğrafta gördüğünüz sınfta işte böyle eri posterleri ç